21 Mart 2017 Salı

Kök sürgününden ıhlamur ağacı yetiştirmek...

▪ Kök sürügünü nedir?
Kök sürgünü, ıhlamur ağacının gövde etrafında çıkmış boyları 15-20 cm'e kadar uzayabilen küçük filizlerdir. Sürgünler, ana ağaçla aynı genetik özelliğe sahiptir. Bu türden sürgünler, kimi yörelerde "piç" adıyla bilinir.

Ihlamur ağacının gövde etrafındaki kök sürgünleri baharda uyanırken

▪Kök sürgünü ne zaman alınır?
Doğada yani ormanda, parklarda, yol kenarında, okul, cami veya komşu bahçesinde gördüğünüz, önceden gözünüze kestirdiğiniz bir ıhlamur ağacının yapraklarını döküp kış uykusuna geçmesi (Kuzey yarıküre için Kasım ile Şubat arası) beklenir. Uyku zamanı dışında yani ağaç yeşilken, yapraklıyken kök sürgünü alınması durumunda sürgünün tutma ihtimali çok zordur.

▪Kök sürgünü nasıl alınır?
Ihlamur ağacının gövdesi etrafında çıkmış kök sürgünü, bir alet yardımıyla (keser, çapa, kürek, kaşık, çatal, bıçak, keski, tornavida, demir çubuk vb) toprak kazılarak çıkartılır. Kök sürgünü çıkartılırken mümkün olduğunca derinden (10, 15 cm) ve kök sistemine sahip şekilde kesilerek/koparılarak alınmalıdır. Bir kaç adet, kök sürgünü almanız -bazı sürgünlerin tutmama ihtimali olabilir- başarı oranını artırır. Ana ağacın büyüklük ve kök derinliğine göre yüzeysel sayılabilecek beş on santimlik kazma, kesme ve koparma işlemleri, ana ağaca ve ana kök sistemine zarar vermez. Hatta büyüme enerjisini azaltan sürgünler ("piç"ler) giderildiği için ağaca fayda sağlar.

Kök sürgünü dikimi nasıl yapılır?
Vaktinde ve uygun şekilde alınan sürgün, kök sistemi kurutulmadan mümkün olan en kısa sürede, bahçeniz varsa, uygun ve korunaklı bir yere bahçeniz yoksa balkon, ev, ofis ortamı için saksıya dikilir. Tüm bu işlemlerin yanı sıra toprak, ısı, ışık ve nem değerleri için öyle botanik uzmanlığı ya da spesifik bilgiler gerekmez. Uygun boy bir saksıya, yeteri miktarda çiçek toprağıyla dikmeniz, saksıyı kısmen bile olsa güneş gören bir yere koymanız ve saksıdaki toprak yüzeyi kurudukça yeteri miktarda (saksı büyüklüğüne göre bir su bardağı kadar) sulamanız yeterli olacaktır. Saksı dikimi için öneriler, şehir şartlarında bahçesi olmayanlar içindir. Eğer bahçeniz varsa sürgünü doğrudan toprağa, bahçenizin korunaklı bir alanına dikebilirsiniz. Ya da saksıda bir kaç yıl filiz/fidan olmasını sağladıktan sonra bahçenize alabilirsiniz.
.
Kök sürgününden alınıp saksıya dikilmiş ıhlamur filizleri 21.03.2017
Ihlamur, neden kök sürgünüyle üretilmelidir?
Ihlamur ağacı için oldukça kolay, tutturma işlemi ve başarı oranı en yüksek yöntem, kök sürgünü almadır (vejetatif). Ihlamur ağacı çelik alma (çelikleme) yöntemiyle üretilemez. Ihlamur ağacını tohumdan çimlendirme yöntemi ise oldukça zor, ön hazırlık gerektiren, teknik bilgi isteyen, başarı oranı düşük bir yöntemdir. 

Kök sürgününden alınarak saksıda yeşertilen ıhlamur filizleri:
.
Şubat 2017
Mart 2017




20 Mart 2017 Pazartesi

Sanki her şey dekor, etiket, hologram, tabela, suret ve sureta...

Duyarlılık, sürdürülebilirlik, farkındalık, katılım, erişim, etkinlik, model, sinerji, bağlılık, dayanışma, toplum, misyon, gönüllülük, girişim, destek, sponsor, stk, fon, üye, bütçe yönetimi, kurul, temsilci, karar, toplantı, medya, pr, haber, planlama, sergi, proje, yürütme, strateji, sms, bağış, çözüm ortağı, kurumsallık, mütevelli, protokol, eşgüdüm, onursal başkan, süreç, vizyon...

Örneğin Rahmi Demirbaş, Mustafa Göçer, Fahrettin Er, Turgut Ertop, Osman Yurt dede ve isimleri bilinmeyen nice kahraman, inandıkları işlerini (tohum, ağaç, orman) yukarıdaki afilli kavramlarla yapmadı. Onların görünür yerlere pr tabelasını asıp yaptıkları harcamaları vergiden düşebilecekleri bir sermaye-stk ilişkileri de olmadı.

Onlar, formel/yazılı ve duvara asılı olmasa da sadece yapmaları gerektiğine inandıkları işlerini yaptı.

Bir insan isterse...

Evet, bir insan isterse bozkırın ortasında bir koruluk, küçük bir orman oluşturabilir.
Ama istemek gerek, ondan önce isteyen...

Şef Turgut Ertop öncülüğünde ağaçlandırılan Kars Selim Tren İstasyonu

















"Kars'ın Selim ilçesine 10 km uzaklıkta bulunan boş bir arazide çevresi ağaçlarla kaplı Benliahmet Tren İstasyonu'nun havadan çekilmiş fotoğrafı sosyal medyada hızla yayılmış, o ağaçların hikâyesi Habertürk'te yer almıştı. Habertürk, 1969-1975 yılları arasında Sarıkamış-Kars demiryolu hattından sorumlu olan ve o dönem istasyonun ağaçlandırılmasını sağlayan 74 yaşındaki emekli TCDD Kısım Şefi (yol bakım onarım şefi)Turgut Ertop'u da buldu. Eşinin 2011'de vefatının ardından Malatya'da yalnız yaşamaya başlayan 2 çocuk babası Turgut Ertop'la, kızını ziyaret etmek için geldiği İstanbul'da bir araya geldik. Kendi elleriyle ektiği ağaçların hikayesinin Türkiye'ye mal olmasından oldukça etkilenen Ertop, duygularını da şu sözlerle dile getirdi: "Haberi görünce içim titredi. Ağladım. Yetiştirdiğiniz bir çocuk yıllar sonra karşınıza çıkar ya öyle hissettim. Ben gittiğimde Kars'a o bölgede bir tane ağaç yoktu. Çocuğum gibi baktım o fidanlara. Çok zordu o dönemler. Bana nasip oldu, bu haberi görünce de mutluluk duydum. Anlatırken yüreğim cız ediyor. O günleri özlüyorum."


1969'da henüz 26 yaşındayken Kars'a kısım şefi olarak tayin olan Turgut Ertop, Benliahmet'in ağaçlandırıldığı dönemi de anlattı: "Sarıkamış ve Kars arasında yol bakım ve onarımdan sorumluydum. 1970 yılında TCDD bünyesinde istasyonları kardan korumak maksadıyla bir ağaçlandırma çalışması başladı. Rahmetli TCDD Tarım bölge şefi Ahmet Kışlalı'ya bu işi beraber yürütelim dedim. İlk Benliahmet'i ağaçlandıralım dedim. O bölgede hiç ağaç yoktur neredeyse. Sivas ve Amasya'daki orman işletmesinden TCDD'nin imkanlarıyla alınan çam fidanlarını vagonlara yükleyerek trenle Benliahmet'e getirmeye başladık. Yaklaşık 10 bin fidan diktik. 1-2 sene devamlı bakımlarını yaptık. Bölgede hayvanlar otlandığı için, fidanlar zarar görmesin diye 24 saat gözetim altında tuttuk."

ALINTI: Habertürk | HT Dokun

17 Mart 2017 Cuma

"Şu gördüğünüz dağların hepsi ormanmış, ceylan avlanırmış..."

Yaklaşık yirmi yıldır, parasını [altı ev, bir dershane ve yüzbinlerce lirayı] kendi deyimiyle dağa taşa serpen Rahmi Demirbaş'ın röportajından:

"...Babam rahmetli ölüm döşeğinde yatarken 'baba bir diyeceğin var mı' dedim, 'oğlum, paranızın kıymetini bilin' dedi. Paranın bundan daha kıymetli bir yere yatırılacağını sanmıyorum ben..."

"...Masa başında ülke sevilmez."

"...Benim en büyük eserim öğrencilerim, sonra da bu ağaçlar..."



Diyanet TV, Bir De Bana Sor belgesel programı, Rahim Demirbaş röportajı.

8 Mart 2017 Çarşamba

Evde, ofiste, balkonda, saksıda (vejetatij yöntemle) ıhlamur ağacı yetiştirmek...


Ihlamur. Çiçeğiyle güzel kokunun, demlenmesiyle şifanın, gölgesiyle meydanın ağacı...

Ihlamur ağacı
Botanikteki adıyla Tilia, İngilizce adıyla Linden.
Ilıman ve yarı tropik bölgelerde yetişmekle birlikte, bir Kuzey yarım küre bitkisi olduğu için sert karasal iklim özelliği gösteren yerlerde de -İç Anadolu Bölgesi'nin ortası- yetişebilmektedir. Ihlamur ağacının asıl vatanı, Orta ve Doğu Avrupa ile Kuzey Amerika'dır.

Ağaç, gövde ve yaprak formu en düzgün ağaçlardandır. Çabuk büyür; sürgünü, yaprağı, çiçeği, meyvesi (tohumu) çoktur. Yaprağını -eylül, ekim- erken dökmeye başlar. Yaprakları kenarlarından sarararak dökülür. Mevsim ve yöre şartlarına göre değişmekle birlikte mart ayında uyanır. Vejetasyon döneminde nem (su) isteyen bir ağaçtır.

▪ Tohumundan ıhlamur ağacı üretmek mümkün mü?

Çok zor çimlenen ıhlamur tohumları
Elbette mümkün.
Ancak ıhlamur ağacının kabuk sistemi ve embriyo özelliğinden kaynaklanan çimlenememe ve/veya çok zor çimlenme durumu vardır. Tohum toplama zamanına dikkat etme (yıllanma), katlama, yatak hazırlama, kabuk çatlatma gibi teknik bilgi gerektiren ve neredeyse laboratuvar şartları isteyen bir çimlendir(-eme)me süreci vardır. Bu nedenle ıhlamur ağacını tohumdan çimlendirme yöntemiyle yetişirmek yerine, vejetatif yöntemle yetiştirmek, oldukça kolaydır. Şartları yerine getirildiğinde başarı oranı, çok yüksektir.

▪ Vejetatij yöntemle (kök sürgünüyle) çoğaltma nedir?

Ihlamur ağacının kök sürgünleri
Vejetatij üreme (vegetative reproduction) bitkilerin dal, yaprak, göz/tomurcuk, gövde, sürgün ve köklerinden belli bir parça alarak parçası alınan ana bitkiyle aynı genetik yapıya sahip yeni bireylerin (bitkilerin) oluşturulmasıdır. Bu yöntemle bitkinin/ağacın kalıtsal özelliği değişmeden çoğaltabilmek mümkündür. Ihlamur ağacı için en uygun vejetatif yöntem, kök sürgünü almaktır.

▪ Ihlamuru çelikleme/çelik alma yöntemiyle üretebilir miyim?

Kök sistemi oluşturabilen çelik
Hayır üretemezsiniz. Çelik alma, kimi bitkiler için ideal bir vejetatif üreme yöntemi olsa da ıhlamur ağacı, çelikleme (çelik alma) yönyemiyle üretilemez. Ihlamur ağacından çelik alınsa bile, alınan çelikler kök istemi oluşturamadığı için üreme gerçekleşmez. Çelikleme yöntemiyle en kolay üretilebilen bitkilerse kavak, söğüt, iğde, incir, kivi, üzüm ve gül ağaçlarıdır.


▪ Ihlamurdan kök sürgünü ne zaman ve nasıl alınır?

Mart ve Nisan ayında tomurcuk durumu
Kök sürgünü, ıhlamur ağacının gövde etrafında çıkmış küçük filizlerdir. Kök sürgünü, vejetasyon döneminin dışında alınmalıdır. Yani ıhlamur ağacının uyanmış/yeşil/yapraklı olduğu ilkbaharın sonu,
yaz ve sonbaharın başı dönemlerinin dışında kalan, yapraklarını döktüğü, uykuda olduğu ve henüz yapraklarını çıkarmadığı dönemler: Sonbaharın sonu, kış, ilkbaharın başı. Yani Kasım, Aralık, Ocak ve Şubat ayları. Mevsim ve yöre şartlarına göre Mart ayı içerisinde de ıhlamur ağacı uyanmamış, tomurcuklar henüz açmamışsa kök sürgünü alınabilmektedir.

Kış uykusundaki ıhlamur sürügünü
Parklarda, yol kenarında, okul, cami veya komşu bahçesinde gördüğünüz, önceden gözünüze kestirdiğiniz bir ıhlamur ağacının yapraklarını döküp kış uykusuna geçmesi (Kuzey yarıküre için Kasım ile Şubat arası) beklenir. Ihlamur ağacı gövdesi etrafında çıkmış kök sürgünü, herhangi bir alet yardımıyla (kaşık, çatal, bıçak, tornavida, keser, keski, demir çubuk vb) toprak kazılarak çıkartılır. Kök sürgünü çıkartılırken mümkün olduğunca derinden (10, 15 cm) ve kök sistemine sahip şekilde kesilerek/koparılarak alınmalıdır.

▪ Alınan kök sürgününü dikme işlemini nasıl yapmalıyım?

Şubatta -kış uykusunda- alınmış ıhlamur kök sürgünleri yapraklarını açarken
Alınan sürgün, kök sistemi kurutulmadan mümkün olan en kısa sürede, önceden hazırlanmış saksıya dikilir. Tüm bu işlemlerin yanı sıra toprak, ısı, ışık ve nem değerleri için öyle botanik uzmanlığı ya da spesifik bilgiler gerekmez. Uygun boy bir saksıya, yeteri miktarda çiçek toprağıyla dikmeniz, saksıyı kısmen bile olsa güneş gören bir yere koymanız ve saksıdaki toprak yüzeyi kurudukça yeteri miktarda (saksı büyüklüğüne göre bir su bardağı kadar) sulamanız yeterli olacaktır. Bu öneriler, şehir şartlarında bahçesi olmayanlar içindir. Eğer bahçeniz varsa sürgünü doğrudan toprağa, bahçenizin korunaklı bir alanına dikebilirsiniz. Ya da saksıda bir kaç yıl filiz/fidan olmasını sağladıktan sonra bahçenize alabilirsiniz.

Ofiste kök sürgünüyle üretilmiş ıhlamur filizleri...





▪ Vejetatif dönemde, yani yaz mevsiminde kök sürgünü alabilir miyim?

"Vejetatif dönemin çıkmasını ve kış uykusu döneminin gelmesini aylarca beklemek istemiyorum, ıhlamur ağacı yeşilken kök sürgünü alabilir miyim?" diye merak ediyorsanız elbette alabilirsiniz ancak kök sistemini hırpalamadan toprağıyla birlikte -evde saksısı değiştirilen çiçekte olduğu gibi- bir bütün olarak çıkarmanız gerekmektedir. Bu, gerekli ve yeterli alet, araç olmadan başarılabilmesi zor bir işlemdir. Kök sistemi ve toprağıyla çıkarılabilse bile ağaç uyanmış -yeşil- olduğu için ortam değişimine uyum sağlayamayıp tutmayabilir.

Kök sürgünü almada ideal zaman, vejetatif dönemin -yaz mevsiminin- dışındaki zamandır.

Haziran akşamlarının eşsiz kokusu, ıhlamur çiçeği.

2 Aralık 2016 Cuma

1 kişi, 1 milyondan fazla ağaç dikebilir mi?


Evet, dikebilir.
İsterse belki daha fazlasını.
Kayserili Mustafa Göçer, doğadan topladığı ağaç tohumlarını (pelit/meşe palamutu, akasya, dişbudak, at kestanesi vb.) toprakla buluşturuyor. Kırk yıldır, park, bahçe, mezarlık, koruluk gibi alanlardan bu tohumları topluyor. Sadece yabanî ağaçların tohumlarını değil, evlerde tüketilen kayısı, erik, vişne, kiraz, şeftali gibi meyvelerin çekirdeklerini de değerlendiriyor. Topladığı bu tohumları, dağlara tepelere gömerek doğanın yeşillenmesini sağlıyor. İnsanlara doğa, çevre sevgisi kazandırmak için mücadele veriyor.



"1 kişi, 1 milyondan fazla ağaç dikebilir mi?" başlıktaki bu soru, belki de şöyle olmalıydı:
"Cennet, Mustafa Göçer'in nasırlı ellerinin içinde olabilir mi?"

21 Nisan 2011 Perşembe

Ofiste, evde, balkonda, saksıda limon, portakal, mandalina ağaçları yetiştirmek...

......
Saksıda tohumdan çimlendirilmiş limonlar...
Orta, küçük boy bir saksı (saksı yoksa çimlendirme için bir pet bardak bile yeterli olabilir), marketten/çiçekçiden/botanikçiden alınan bir miktar toprak ile limon, portakal ve mandalinaların çekirdekleri ve bir iki hafta bekleme süresi...

Kardeşlerinden "şaşırtma"yla ayrılıp kendi evine taşınan limon.
Toprak, nem, ısı, ışık, ph, gübre vs değerleri için uzman olmaya gerek yok.

Saksı (veya pet pardakta) 2-3 cm derinliğe ektiğiniz tohumları, oda sıcaklığında ve -özellikle çimlenme gerçekleştikten sonra- mutlaka güneş gören bir yerde muhafaza etmeniz yeterli gelecektir. Nem için çürüyecek kadar sulamanız ve/veya kuruyacak susuz bırakmanız gerekmez. Saksıdaki toprak yüzeyinin kuruluk ve nem durumuna göre, haftada bir, iki kez orta karar sulanması yeterlidir.

Meyvesinden nemli olarak çıkan çekirdekleri bir kaç saat/yarım gün, oda ortamında kurumaya bırakın ki saksıya attığınızda toprakta çürümesin! Beklemek istemiyorsanız toprağa hemen de gömebilisiniz.

Mutlaka bol ışık alan, kısmen bile olsa güneş gören bir ortam olmalı... Aksi durumda aylarca bekleseniz de limonunuz, mandalinanız, portakalınız sağlıklı bir şekilde büyümez!

Saksıda tohumdan çimlendirdiğiniz limon, portakal veya mandalina ağacınızı açık balkonunuzda yetiştirmek istiyorsanız ve karasal iklim gösteren bir bölgede yaşıyorsanız, ağacınızı aşırı soğuk ve dondan etkilenmemesi için kış mevsimi boyunca içeriye almanız yararlı olacaktır. Baharla birlikte tekrar balkonunuza çıkarabilirsiniz.

Limon ormanı.
Tohumdan çimlendirdiğiniz saksıdaki filizin, fide/fidan olduktan sonra aşılanması gerekir. Aşılanmaması durumunda, ya meyvesi çok geç yaşta olacak ya da yabanî (turunç) olacaktır. Ancak aşılama yapmasanız (aşılama imkânınız, buna dair bir teknik/pratik deneyiminiz yoksa) bile yaz kış yaprağını dökmeyen ve çok güzel görünen bir (yabanî limon, portakal, mandalina) ağacınız olacaktır.
(Bkz. Alttaki fotoğrafta yer alan portakal ağacı...)

ÖNERİ: Dostlarınıza, arkadaşlarınıza saksıda lİmon ağacı hedİye edİn.


Tohumdan üretilmiş portakal fidesi












EK BİLGİ:

Bkz. Saksıda ağaç mı yetiştirilir?

Saksıda meyve nasıl yetişir?
.
Bahçelere dikilen ağaçlar ile saksıya ekilenler arasında fark var. Saksıya dikilen meyve ağaçlarının özelliği bodur olması. Bodur fidanların en önemli özelliği ise küçük ebatlı olup, erken yaşta meyve vermeleri. Bunun yanında bodur ağaçlar çok çiçek açıyor ve dikildikten 2-3 yıl sonra meyve veriyor. Ağaçların bakımı ise sanıldığı gibi zor değil. Evde çiçek yetiştirenler bilir. Yapmanız gereken sadece suyunu, toprağını, gübresini eksik etmeyip yaşına göre saksısını değiştirmek. Mesela, yaşlarına göre 6, 12, 36 litrelik saksıları, yetişkin bodur ağaçlar için ise 75 litrelik saksıları tercih edebilirsiniz. Saksıdaki meyve ağaçlarınıza balkonda bakabilirsiniz.


Bkz. Saksıda da meyve ağacı yetiştirebilirsiniz



Sizler de limon, mandalina, portakal, greyfurt vb. çimlendirmesine dair deneyimlerinizi (fotoğraf ve yazı) burada paylaşabilirsiniz: bozkiragaclandirmatoplulugu@gmail.com

Saksıda tohumdan çimlendirilmiş limon - 2017

Saksıda tohumdan çimlendirilmiş limon - 2016

19 Nisan 2011 Salı

Uzungöl'ün etrafına uzun ve yüksek beton duvarlar örülüyor!

.
Uzungöl, belki bir daha böyle olamayacak!



.
Uzungöl'ün kısa ufku - Şeref Oğuz - Sabah - 25 Ağustos 2009 Salı

Aral: Dünyanın en büyük 4. gölüydü, şimdi "Aralkum" adıyla dünyanın en genç çölü oldu!






Bu çöl 50 önce dünyanın en büyük gölü Aral'dı. Dünyanın 4. büyük gölü olarak bilinen Aral Gölü, son 50 yılda yüzde 90 küçülerek, yerini suların çekildiği bölümde oluşan, "dünyanın en genç çölü" Aralkum'a bıraktı.

25 Ekim 2010 Pazartesi

"Tohum mevsimi" çoktan başladı ve bitiyor...

..
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

Eylül ve ekim, ayı aynı zamanda "tohum mevsimi"dir.

Ağaçlar, yaz boyu yıpranan, tozlanan, rengi değişmeye başlayan yapraklarını dökmeye hazırlanıyor. Kimi ağaçlarsa dökmeye başladı bile...

Dökülen sadece yapraklar değil elbette. Bakıp geçtiğimiz, kimi zaman baktığımız ama görmediğimiz (farketmediğimiz), adını sanını bilmediğimiz onlarca ağaç türünün tohumları (literatürdeki adıyla meyveleri) olgunlaşmış durumda. Parklarda, refüjlerde, kaldırımlarda, sitelerde gördüğümüz bir çok ağaç tohum vermiş (tohumlar dökülmese bile olgunlaşmış) durumda...

İçinde fide, fidan, ağaç ve orman gizleyen ve değerlendirilemediği için büyük oranda yok olan milyar kere milyarlarca tohum yeşil yaprakların arasında olgunlaştığının bir göstergesi olarak kurumuş kapsülleri ve koyu renkleriyle aslında bizi çağırıyor.

Örneğin, akasyanın (baklagiller familyasındaki) tohumu olgunlaştı, fasülye şeklindeki kapsülleri ve içindeki küçük, koyu renkli tohumcuk kupkuru olarak toplanıp ekilmeyi bekliyor. Atkestanesi ise, kahverenginin en güzel tonunu barındıran, parlak dokulu tohumlarını bir iki hafta içinde dökmeye başlayacak. Meşe içinse -tütüne bağlı olarak değişmekle birlikte- eylül sonu veya ekim ayını beklemek gerek. Diğer türler için tohumun olgunlaşma süresi daha uzun veya daha kısa olabiliyor. Olgunlaştığını anlamanın en kolay yolu, tarih/takvim gözetmek yerine, fizikî durumlarını dikkate almaktır.

Ağaç dikmek varken neden tohum?

Elbette ağaç türlerinin tohumunu ekmek, fidanını dikmeye engel değil, engel olmadığı gibi biri diğerine alternatif de değil. Ama fidan (ağaç) dikmek için bir fidanlığa (öncelikle bulmanız gerek tabi) gidip satın almanız gerek. Sonra dikim mevsimini de gözetmeniz, bununla birlikte yetişip büyüyebileceği (korunaklı) uygun bir yer de bulmanız gerek.

Ancak tohum için bunların hiçbirine -gerçekten- gerek yok. Fizikî görünümünden olgunlaştığı anlaşılan ağaç tohumları, dallardan ve/veya dökülmüş ise ağacın altından toplanarak evde, ofiste, terasta, balkonda, pencere kenarında saksıya veya küçük pet bardaklara çimlenmek üzere ekilebilir. Çimlenen ve fideye dönüşen tohum için pet bardak veya saksı ilerleyen zamanda yeterli gelmeyecektir. Bu durumda fide, saksının bir büyüğüne uygun şartlarda alınarak gelişimini sağlıklı sürdürmesi sağlanabilir. Eğer "bonzai" yapmayı düşünmüyorsanız, ilerleyen yıllarda fidan olacak fideyi doğada uygun ortama (bahçe, park, dağ, tepe vs...) dikebilirsiniz.
.Haydi o zaman parklara, bahçelere; dağlara, tepelere; cins cins, çeşit çeşit tohum toplamaya; ister saksıya ister toprağa ekmeye... Adı üstünde "ekim" ayı...
.
TEKRARDA FAYDA VARDIR, 180 KERE BİLE OLSA:
Bugün 1 Eylül ve "Tohum mevsimi" başladı.

"Meke Gölü'nden Meke Çölü'ne!"

.
"Meke, ölüyor suyunu çeke çeke!

.
Konya’nın Karapınar ilçesinde volkanik patlamayla 5 milyon yıl önce meydana gelen kraterin, zamanla dönüşüme uğrayıp su ile dolması sonrasında oluşan Meke Gölü, şu sıralar var olma mücadelesi veriyor.
.
Yakın zamana kadar büyüleyici görüntüsüyle görenleri kendine hayran bırakan ve dünyanın 'nazar boncuğu' olarak anılan Meke, kuraklık yüzünden çöle döndü. Volkanik yapıya sahip göl, tuzlu olması nedeniyle Meke Tuzlası olarak da bilinmekte. Taban suyuyla beslenen ve her mevsim kendisine has güzelliği ile dikkat çeken Meke Gölü, yakın zamana kadar yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olma özelliğinin yanı sıra onlarca klip, sinema ve reklam filmlerinin de cazibe merkezi durumundaydı. Bundan 5-10 yıl öncesine kadar 200 kuş türünün ürediği ve yaşadığı Meke Tuzlası'nda su seviyesinin düşmesi ve bataklığın artması sonrasında adacıklar oluştu.
.
Son yıllarda küresel ısınma, yağışların azalması, ve bilinçsiz tarım sulaması yüzünden yer altı suları çekildi, gölde yaşayan kuş türleri de burayı terk etti. Öyle ki Meke Gölü, görenleri kendisine hayran bıraktığı ihtişamlı günlerinde her yıl bahar aylarında gelen flamingolara yurtluk yapıyordu. Gölün bataklık hâline gelmesi ve göl içerisinde bulunan sazlık alanın kesilerek yok edilmesinden sonra flamingolar artık Meke'ye gelmez oldu. Yaklaşık 8 yıldan bu yana bitkin durumdaki Meke Tuzlası, barındırdığı onlarca kuş türünün kendisini terk etmesiyle daha bir yalnız."
.

.
"MEKE KRATER GÖLÜ, KONYA'NIN KARAPINAR İLÇESİNDE, SÖNMÜŞ BİR VOLKAN KRATERİNİN SUYLA DOLMASIYLA OLUŞAN VE ORTASINDA ADACIKLAR BULUNAN GÖL. KARAPINAR-EREĞLİ YOLUNUN 7 KM'DEKİ SAPAKTAN 2 KM İÇERDEDİR. GÖL VE BİRİNCİL KRATER ÇUKURUNUN UZUNLUĞU 800 M, GENİŞLİĞİ 500 M DİR. 12 METRE DERİNLİĞİNDEDİR. 4-5 MİLYON YIL ÖNCE (PLEİSTOSEN ÇAĞDA) VOLKANİK PATLAMA SONUCU OLUŞAN BU KRATER (PİROKLASTİK KONİ), ZAMANLA SUYLA DOLARAK GÖLE DÖNÜŞMÜŞ VE DAHA SONRA, GÜNÜMÜZDEN 9000 YIL ÖNCE İKİNCİ BİR VOLKANİK PATLAMA İLE GÖLÜN ORTASINDAKİ İKİNCİ VOLKAN KONİSİ OLUŞMUŞ, ZAMANLA O DA SUYLA DOLARAK İKİNCİ BİR GÖLE DÖNÜŞMÜŞTÜR. MEKE GÖLÜ DENİZ SEVİYESİNDEN 981 M YÜKSEKLİKTEKİDİR. ANA MEKE'NİN ORTASINDA BULUNAN VE SU SEVİYESİNDEN 50 M YÜKSEKLİKTE OLAN VOLKAN KONİSİNDEKİ GÖL 25 M DERİNLİKTEDİR VE SUYU TUZLUDUR. MEKE MAARI 2005 TARİHİNDE RAMSAR SÖZLEŞMESİ'NİN LİSTESİNE DAHİL ETTİRMİŞTİR. ADAYI OLUŞTURAN VOLKANİK KÜTLENİN YAPISI, EN ŞİDDETLİ YAĞMURLARI BİLE HEMEN EMECEK YETENEĞE SAHİPTİR. MEKE'NİN BİÇİMİNİN BİNYILLARDIR BOZULMAMASININ NEDENİ BUDUR. AMA SON YILLARDA KONYA HAVZASI'NDAKİ YERALTI SULARININ BİLİNÇSİZ TÜKETİMİ YÜZÜNDEN YAZ AYLARINDA TAMAMEM KURUMAKTADIR. AYRICA ÖZEL KUŞ ALANIDIR. GÖÇMEN KUŞLARIN TÜRKİYE ÜZERİNDE MOLA VERDİĞİ NADİR DOĞA HARİKALARIMIZDAN BİRİDİR. NE YAZIK Kİ KURUMAYA YÜZ TUTMUŞTUR." ALINTI: VİKİPEDİ
.


.
Meke Gölü'nde Meke Çölü'ne!
.
Dünyada bir benzeri Kanada'da bulunan Meke Krater Gölü, birçok dizi film, klip, reklam ve tanıtım çekimlerine de ev sahipliği yaptı. İngiliz haber kanalı Channel 4 de 2007'de çekimler yaparak iklim değişikliği ve gölün geleceğine yönelik program hazırlamıştı. Meke, Türkiye'nin ilk ve tek çölü Karapınar Çölü'nün de komşusu. Karapınar Çölü'nde 1950'li yıllarda yeşillendirme anlamında dünyanın en başarılı çalışması yapıldı. Çalışmalar resmen çölü kovdu, kum tepeleri yok oldu, insanlar kum fırtınalarından kurtuldu. O tarihten sonra yollar kum fırtınaları ile kapanmadı, insanlar kumda kaybolmadı. Bir zamanlar uçsuz bucaksız çöle bakan Meke, şimdi yemyeşil bitki örtüsüne bakıyor cansız cansız. 'Cansuyu'nu bekleyerek...
.
ALINTI: Aksiyon, (Sayı: 825 / Tarih : 27-09-2010, Fotograflar: Ali Ünal)

1 Eylül 2010 Çarşamba

"Heyelan felaketini, ormanların çay bahçesine çevrilmesi tetikledi"

.
Heyelan felaketini, ormanların çay bahçesine çevrilmesi tetikledi
.
"Rize'nin Gündoğdu beldesinde bir aylık yağmur bir gecede yağınca büyük bir felaket yaşandı. Sel suları ve heyelanlarla adeta çamur deryasına dönen beldede 12 kişi hayatını kaybetti. Rize Tema İl Başkanı Nevzat Öner ise ormanlık alanların çay bahçesine çevrilmesinin heyelanları daha çok tetiklediğine dikkat çekiyor.
.
...Rize Tema İl Başkanı Nevzat Öner, Karadeniz Bölgesi'nin coğrafik yapısı sonucu büyük bir bölümünün heyelan riski taşıdığını belirtti. Ormanlık alanların çay bahçesine çevrilmesinin heyelanları daha çok tetiklediğini dile getiren Öner, "Yüzde yüz eğim olan alanlarda çay tarımı için teraslama yapılması sonucu buralarda oluşan su yükünü toprak taşıyamıyor. Bu da heyelanları doğuruyor." dedi.

TAŞ OCAKLARINDA ATILAN DİNAMİTLER SU YOLUNU DEĞİŞTİRDİ
Bölgede faaliyette bulunan 30'a yakın taş ocağında atılan dinamitlerin oluşturduğu sarsıntılarla su yollarının değiştiğini anlatan Öner, oluşan büyük çatlak ve toprak açılmaları sonucunda heyelanların arttığını aktardı. Öte yandan Karadeniz Sahil Yolu üzerinde yaşanan heyelanlarda da yol yapımı esnasında oluşan büyük yarların etkili olduğu aktarıldı."

ALINTI: Zaman

* * *

İnsan faktörü sorgulanmalı

TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer, Doğu Karadeniz'de son yaşanan afetin ne bir başlangıç ne de son olduğunu belirterek,

"Afetlerin 1950'li yıllardan sonra hızlandığı, bölgedeki doğal özelliklerin yüz binlerce yıldır bu şekilde olduğu gerçeğinden hareketle insan faktörünün etkileri sorgulanmalıdır.

Yeşil örtünün tahribi, ormansızlaşma, açılan arazi yolları, yanlış tarım uygulamaları, çarpık kentleşme, dere yataklarının ıslah edilmemesi gibi nedenlerle sık sık sel ve heyelanların yaşanması kaçınılmazdır. Yanlışımızdan dönmediğimiz ve önlem almadığımız sürece bu tür felaketlerin sonu gelmeyecek, aksine daha sık aralıklarla ve daha şiddetli olarak karşımıza çıkacaktır. Bu afetlerde hayatlarını kaybeden insanlarımızın ve akıp giden canlı verimli topraklarımızın telafisi mümkün değildir. Toprak üretilemeyen bir kaynaktır ve oluşumu için binlerce yıl gerekmektedir.

Doğal ormanlardaki yasal ve yasa dışı kesimler önlenmeli, bölge ormanları sahip oldukları fonksiyonel değerleri ile koruma amaçlı orman olarak değerlendirilmelidir. Çaylık alanlardaki genişleme durdurulmalı, yüzde 50'den fazla meyilli arazilerdeki çay alanlarının ormana dönüştürülmesi teşvik edilmelidir. Köy yollarının güzergah seçimi heyelanlar dikkate alınarak yapılmalıdır. Çay bahçelerinde fazla suyu akıtıcı kanallar yapılmalıdır. Dere yatağı, menfez, köprü gibi yapılar, 100 yılda bir gelecek maksimum debi hesaplanarak yapılmalıdır. Taş ocakları etkin bir şekilde denetlenmelidir. İlin heyelan haritası çıkarılmalı, sel ve heyelanların yerleşim alanları ve altyapılarla ilişkisini düzenleyen master plan hazırlanmalıdır. Bu planda afet bölgesi olarak belirlenen alanlar devletçe boşalttırılmalıdır. Hiçbir şekilde imar, mera ve orman affı yapılmamalıdır.''
.
ALINTI:
Cumhuriyet